“Derin Bilim: Alvin ile Okyanus Tabanında Bir Gün”

21 Eylül 2017 tarihinde Orta Doğu Teknik Üniversitesi Deniz Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesi Sayın Doç. Dr. Mustafa YÜCEL “Derin Bilim: Alvin ile Okyanus Tabanında Bir Gün” başlıklı söyleşiyi gerçekleştirmiştir. ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nden iki araştırmacının dünya okyanuslarının en özel yerlerinden Pasifik Okyanusu’na olan yolculuklarını konu alan söyleşide su yüzeyinin yaklaşık 2500 metre altında derin deniz volkanlarının bulunduğu bir bölgede gerçekleşen araştırma seferinin ayrıntıları dinleyicilerle paylaşıldı. Derin deniz volkanlarının kendine has jeokimyasını ve ekolojisini çalışan bu iki bilim insanının derin okyanusların ekstrem koşullarında hayatın nasıl oluştuğuna dair veriler elde ettikleri araştırmalarını anlattıkları söyleşiye 75 kişi katılmıştır.

Derin Deniz Araştırmaları hakkında…

Derin deniz araştırmaları uzay araştırmalarından sonra en pahalı çalışmalardır. Bu nedenle derin deniz ortamı, fiziksel, jeokimyasal ve biyolojik özellikleriyle çok az bilinen ekstrem habitatları kapsamaktadır. Örneğin, Finike (Anaximenes) Denizaltı Dağları ve Marmara Denizi’nde bulunan sıcaksu bacaları ve soğuksu sızıntıları hakkında çok az bilgi bulunmaktadır. Bu alanlarda etkin ve yetkin çalışmalar gerçekleştirmek büyük önem taşımaktadır. Ek olarak, az bilinen derin deniz habitatları ve bu habitatlarda yaşayan türler, oldukça kısıtlı besin kaynakları nedeniyle hassas durumdadırlar. Yaşam döngüleri, pelajik veya kıyısal sistemlerde yaşayan türlerden oldukça farklıdır. Haklarında az bir bilgi olmasına rağmen, bu türlerin büyümelerinin yavaş, üreme ve beslenme stratejilerinin farklı olduğu söylenebilir. Bu canlıların ve yaşam ortamlarının anlaşılması için düzenli çalışmalıların gerçekleştirilmesinin önemi açıktır.

Ülkemizin çeşitli sularında bugüne kadar pek çok derin deniz çalışması gerçekleştirilmiştir ancak bu çalışmalar esas olarak yabancı araştırıcı ve yabancı gemilerle yapılmıştır. 200 m derinliğin üstü sular olarak adlandırılan derin deniz ortamları, Türkiye denizlerinin %60’ını ifade etmektedir ve bu oranla tüm Akdeniz’deki en geniş derin deniz ortamı ülkemiz sularındadır. İşte bu nedenle, bu söyleşinin ulaşılmak istenen ana amacı da ülkemizde derin deniz araştırmaları için ufuk oluşturmak ve bu konuda çalışan bilim insanlarının rol model olmasını sağlamaktır.

ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nden iki araştırmacı dünya okyanuslarının en özel yerlerinden Pasifik Okyanusu’na olan yolculuklarını başarıyla sonlandırdılar. Su yüzeyinin yaklaşık 2500 metre altında derin deniz volkanlarının bulunduğu bir bölgede gerçekleşen araştırma seferine katılan Mustafa Yücel ve Batuhan Çağrı Yapan 25 Mart – 20 Nisan tarihleri arasında ABD’li araştırmacılarla birlikte Alvin denizaltısı ile yaptıkları seferlerini tamamladılar. Derin deniz volkanlarının kendine has jeokimyasını ve ekolojisini çalışan bu iki bilim insanı derin okyanusların ekstrem koşullarında hayatın nasıl oluştuğuna dair veriler elde etti. Derin deniz ekosisteminin güncel durumu son teknoloji sensörler ve video kameralar ile belgelendi. Derin deniz volkanlarından okyanusa giren kimyasal bileşenlerin iklim değişimi ve küresel karbon döngüsündeki rolünü de inceleyen araştırmadan ilk veriler ortaya konmaya başlandı. Getirilen örnekler Türkiye’deki laboratuvarlarda kimyasal ve genetik analizlere tabi tutulacak, hidrotermal vent ekosistemlerinin son durumu ODTÜ Erdemli Kampüsü’nde bulunan Deniz Bilimleri Enstitüsü ve Deniz Ekosistem ve İklim Araştırmaları Merkezi (DEKOSİM) laboratuvarlarında değerlendirilecek.

 

Türkiye Antarktika’ da Ne Yapmalı?”

5 Ekim 2017 günü Antarktika’da farklı birçok araştırma seferine katılmış Sayın Prof. Dr. Bayram ÖZTÜRK (Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) Başkanı ve İstanbul Üniversitesi, Su Ürünleri Fakültesi, Deniz Biyolojisi Anabilim Dalı Başkanı) tarafından “Türkiye Antarktika’ da Ne Yapmalı?” başlıklı söyleşi 75 kişinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Prof. Dr. Bayram ÖZTÜRK 2014 -2015 yılları arasında Japon Ulusal Kutup Araştırmaları Enstitüsü’nün 56. Seferine misafir araştırmacı olarak katılarak Güney Okyanus Kıyıları ve Antarktika’da dört ay çalışmış ve Japonya Antarktika Madalyası almıştır. 2016 yılında yedi üniversite ve TÜBİTAK’tan 13 Araştırmacının katıldığı ve Ukrayna ile birlikte koordine edilen “İlk Türk Antarktika Bilim Seferi”nin Liderliğini yapmıştır. Türkçe kaynak eksiğini kapatmak için yazdığı “Neden Antarktika” Kitabında yazdıklarını aktaran Sayın Öztürk birçok devletin hem ulusal çıkarları adına hem de insanlığın geleceği adına araştırmalar yaptığı Antarktika’nın bilimsel bir araştırma cenneti ve yaşayan bir yeryüzü laboratuvarı olduğunu vurgulamıştır.

Barış ve Bilimin Kıtası Antarktika…

Aşırılıklar kıtası: En uzak, en soğuk, en rüzgarlı ve en el değmemiş kıta Antarktika…

Birçok devletin hem ulusal çıkarları adına hem de insanlığın geleceği adına araştırmalar yaptığı Antarktika bilimsel bir araştırma cenneti ve yaşayan bir yeryüzü laboratuvarıdır. Örneğin radyo dalgalarını analize etmek, mukayeseli insan biyolojisi ve tıp çalışmak, iklim değişikliği ve atmosferi incelemek, deniz canlılarını araştırmak için ilk akla gelen yer burasıdır. Antarktika sadece bilimsel araştırmalar için değil doğal kaynakları ve jeopolitik nedenlerle de önemlidir. Bunun için bazı ülkeler zamanı gelince bu kıta üzerinde hak iddia edebilmek veya en azından uluslararası arenada etkin bir konumda olabilmek için sessizce bilimsel araştırmalar yürütmektedirler.

Türkiye’nin 1995’te katılma kararı aldığı Antarktika Antlaşması’na ek olarak 14 Şubat 2017’de Türkiye’nin Antarktika’da bilimsel üs kurmasının yolunu açan anlaşmanın eki niteliğindeki Çevre Koruma Protokolü de TBMM’de kabul edildi. Anlaşmanın kabulü ile Türkiye, Antarktika ile ilgili bilimsel çalışmalara dahil olabilecek, bu amaçla bölgede bilimsel istasyon kurup işletebilecek, hiçbir ülkenin egemenliği altında olmayan Antarktika kıtasının yönetiminde söz sahibi olabilecek, bölgede milletlerarası bilimsel işbirliklerine girebilecek, gerçekleştirilen araştırmaların sonuçlarından yararlanabilecek.

Bir hayatta kalabilme mücadelesi: Antarktika’ nın kara vejetasyonu ve biyoçeşitliliği”

5 Ekim 2017 tarihinde Sayın Prof. Dr. Mehmet Gökhan HALICI (Erciyes Üniversitesi, Fen Fakültesi, Biyoloji Bölümü, Botanik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi) tarafından “Bir hayatta kalabilme mücadelesi: Antarktika’nın kara vejetasyonu ve biyoçeşitliliği” başlıklı söyleşiye 75 kişi katılmıştır. Prof. Dr. Mehmet Gökhan Halıcı Antarktika Kıtası’nın Peninsula bölgesine yaptığı iki sefer de karasal biyoçeşitlilik üzerine çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmalar sonucunda bilim dünyası için yeni bir likenikol mantar türü ve daha önce kıtada varlığı bilinmeyen çok sayıda liken türünü tespit etmiştir. Ayrıca küresel ısınmanın bu  organizmalar üzerine etkileri ve bu organizmaların içerdiği sekonder bileşiklerin biyolojik aktivitelerini de çalışan Sayın Halıcı kıtada sadece iki çiçekli bitki türünin yayılış gösterdiğini ancak bu organizmaların kıtadaki yaşam alanlarının küresel ısınma nedeniyle gün ve gün genişlemekte olduğunu anlatmıştır.