Akdeniz bölgesi, dünyanın iklim değişikliği açısından sıcak noktalarından biri olarak kabul edilmektedir. Akdeniz çok zengin kültürel, tarihi ve çevresel zenginliğe sahiptir. Her ne kadar dünya okyanusunun % 0,8’inden azını temsil etse de, deniz faunası ve florası, tanımlanan türlerin % 4-18’ini ve dünyadaki deniz memelilerinin % 8-9’unu temsil etmektedir. Bu, biyoçeşitlilik açısından sıcak bir noktadır. Sahil boyunca ve denizde çok sayıdaki antik kentlerle zengin tarihi mekanlara sahiptir. Bölgenin turizm için son derece popüler ve dünyanın en büyük turizm bölgesi olduğu ve dünyadaki turistlerin yaklaşık üçte birini çekmesi şaşırtıcı değildir. Bununla birlikte, iklim değişikliğinin tehditleri altındadır ve denizler bu etkiler açısından sınır tanımamaktadır.

Türkiye’nin oldukça geniş bir alana sahip olduğu kıyı alanları iklim değişikliğine karşı savunmasız kalmıştır. Kıyılarda meydana gelen taşkın ve erozyonun artması, nehir ve deltalara tuzlu su karışması gibi sulak alanlarda önemli etkileri görülmektedir. Bilimsel araştırmalar, son on yılda deniz seviyesinin yükselişinin bölgede gerçekleştiğini göstermektedir. Etkilerin kısa vadede artması bekleniyor. İklim değişikliği ile rüzgar ve dalga üzerinde uzun vadedeki değişimler, sediment taşınımına müdahale ederek daha büyük erozyona neden olabilir.